AnaSayfa > Murat KILIÇ > Şehrin Gelişmişlik Göstergesi…

Şehrin Gelişmişlik Göstergesi…

Öncelikle MERHABA. Bu tarihten itibaren iki hafta da bir Gazete TÜRK Gazetesi'nde başta “tarih” olmak üzere adını “Hakikaten” koyduğum köşede yazılarımı okuyabilirsiniz. Ayrıca Gazete TÜRK internet sitesinde de sizlerleyim. Görüş ve önerilerinizi yorum sayfasında yazarsanız sevinirim.

04.Mayıs.2016 Çarşamba 07:17
A A A

Sorunsuz bir trafikte rahat bir sürüş keyfini yaşamak ve ulaşılmak istenen hedefe huzurla varmak, hemen hemen herkesin hayalidir. Çevresel etkenlerin de en aza indirildiği böyle bir ortamda insanların empati içinde birbirlerine saygı duydukları bir şehir arzuladıklarını söyleyebiliriz. Ancak, bu durum hayalimizin aksine bir hal almakla beraber hatta biraz üstünde, psikolojik rahatsızlık dünyasında yeni bir tanı halinde kendini göstermektedir. Burada halk dilinde “Trafik Canavarı” diye tabir edilen rahatsızlığa değil, her şeyin başlangıcı diyeceğimiz kaynağından bahsetmenin daha doğru olacağı kanaatindeyim.

            Kaynakları birden fazla sebebe bağlamakla beraber kanımca iki olgu ön plandadır. Birincisi yukarıda da bahsettiğim gibi Trafik, diğeri ise şehir planlanmasıdır. İlk kez gördüğünüz bir şehirde en başta dikkatinizi çeken hususları bir düşünün ve hatırlamaya çalışın. Eminim ki, önce trafiğini sonra da mimarisiyle beraber şehrin planını hatırlayacaksınız. Evet, bu çok doğru bir yaklaşımdır, kısaca olması gereken bir bakış açısıdır. Şehre girdiğiniz de kurallara uyulmadığı, yaya ve araçların birbirine girdiği, kamuya açık olması gereken karayolunun ticari kimliklere emanet edildiğini gördüğünüzde ise “ne kadar geri kalmış bir kent” dediğinizi duyar gibiyim. Cadde ve sokakların çift taraflı otopark haline getirildiğini görmek bu yargınızın kuvvetini arttıracaktır. Bununla beraber trafiğin mükemmel olduğunu söylesek bile mimari estetikten yoksun bir şehirde dolaşmak, en basit ifadeyle insana yapılacak bir zulümdür. Estetik yaklaşımdan nasibini almamış bir zihniyetin varlığında, şehrin planlamasının da sınıfta kalacağını söylememe gerek yoktur diye düşünüyorum.

Bundan birkaç yıl önce Türkiye’nin dört tarafını kapsayan yaklaşık 6000 km.lik bir seyahate çıktım. Bu tatilin başlangıcından itibaren bitimine kadar hem trafik hem de mimarinin yanında planlamaların ne kadar vasat olduğuna bizzat tanıklık ettim. Oysa devletin kurumları gibi belediyeler de, idarecilerini gelişmiş dünya şehirlerine göndermektedir. Amaçları ise mimari ve trafik başta olmak üzere çeşitli hususların incelenmesi ve iyi olanların bölgelerine tatbik edilmesini sağlamaktır. O zaman sorun nerede? Neden tüm şehirlerimiz hâlâ trafikten ve mimariden yoksun? Neden belediyeler gelir için kamuya açık karayolunu otopark haline getirdiler? Ve neden en azından yeni binaların zemin katları otopark değil? 

Evet! Bu soruları çoğaltmak mümkün ama çözüme bir katkı sağlayacağını düşünmüyorum. Sorumluluğu salt yöneticilere yüklemenin de amaca hizmet etmeyeceği kanaatindeyim. Elbette ki, idarecilerin sorumluluğu vardır. Ancak şehrin halkını pür-i pak görmek de aynı derecede yanlıştır. Sonuçta yerel yönetimleri seçme özgürlüğüne sahip olan şehir halkının sorumluluğunu göz ardı edemeyiz.

Sonuç olarak, bir şehrin gelişmişlik göstergesinin ana temasını “Trafik ve Mimari/şehir planlaması” oluşturmaktadır. Bu göstergenin ilki olan trafiği sözle değil, kurallarla işletmek gerekir. Hatta bu kurallara önce kendimiz uyacağız ki, karşı tarafın da uymasına zemin hazırlayacağız. Böylelikle zincirleme etki oluşturulabilir. Şehir planlaması ve mimari yapısında sorumluluk belediyenin görevleri arasında olsa da şehir halkının etkisini dikkate almak gerekir. Her ne sebeple olursa olsun bir yanlış halk tarafından onaylanmak zorunda değildir. Düzeltilmesi amacıyla her türlü legal yöntemler düşünülebilir. Ancak halkın sessizliğinin gelişmişliği olumsuz etkileyeceği de bellidir.

Bu haber 690 kez okunmuştur

Yorumlar
YORUM EKLE
Henüz yorum yapılmamış.