AnaSayfa > Murat KILIÇ > BİR MİLLETİN YAŞADIĞI TRAVMA VE İHANET

BİR MİLLETİN YAŞADIĞI TRAVMA VE İHANET

Her ne kadar bunu yazmaktan rahatsızlık duysam da geçmişimizi ihanetler tarihi olarak nitelendirmek abartılı bir ifade değildir. Ancak, tarihe tarafsız olarak yaklaşılmalıdır. Araştırmacının duygularına esir düşmesi, tarihe haksızlık yapmasına ve dolayısıyla gerçeklerden uzaklaşmasına neden olur. Bu durum olaya tek taraflı bir boyut kazandırır ki, böyle bir yazıma tarih denilmesi de mümkün değildir.

16.Haziran.2016 Perşembe 10:36
A A A

Buradan yola çıkarak yakın tarihimizde gerçekleşen bir olaydan, Selanik şehrinin işgal edilmesinden bahsetmek istiyorum. Kısaca bu olayda bir millet, psikolojik travma yaşar ve ihanetlerle yüz yüze gelir. Peki yaşanan bu travma neydi. Neden Müslüman Türkler bu işgali ve yaşanan acıları unutamadılar. Çok basit ifadeyle yüzyıllardır birlikte yaşadıkları komşuları, okul ve mahalle arkadaşları, dostları olan Rum ve Bulgarlar tarafından ihanete uğradılar. Zaten Rum ve Bulgar halk, son yüzyılda emperyalistlerden aldıkları destek ve Osmanlı Devleti’nden aldığı tavizler nedeniyle geniş haklara sahipti. Bunların ve milliyetçilik rüzgârının etkisiyle Müslüman Türklere karşı bir soykırım harekâtına giriştiler. Kadın, çocuk, yaşlı ve genç demeden Müslüman siviller katledildi. Bu katliam, Balkan Savaşlarının başlamasıyla sistematik bir şekilde artarak devam etti. Müslüman Türkler beraber yaşadıkları, çalıştıkları, aynı okulda eğitim aldıkları arkadaşları ve komşuları tarafından katledilmekteydi.

Bu katliamları engelleyemeyen devlet güçleri Selanik şehrini direnmeden 8 Kasım 1912’de Yunanlılara teslim etti. Kolordu Komutanı Hasan Tahsin Paşa ve ekibi, bir kurşun bile atmadan şehri teslim ettikleri gibi tüm askeri silah ve teçhizatları da Yunan güçlerine verdi. Kısaca bu durum Balkanlarda millete indirilen son darbeydi. Yani Müslüman Türklere hem komşularınca hem de bizzat kendi ordusunca ihanet edildi.  Zaten paşanın bu davranışı Yunanlılar tarafından unutulmayacak ve mezarı Selanik yakınındaki savaş müzesinde yerini alacaktı. Aynı müzede oğlu ve yaveri olan Kenan Mesari’nin yaptığı teslimiyet töreni resmi sergilenmektedir. Dolayısıyla Hasan Tahsin Paşa Yunanlılarca bir kahraman olsa bile bu coğrafyanın halkına göre açıkça haindi.

Aynı gün Selanik Valisi Nazım Paşa (Nazım Hikmet’in dedesi) ise tüm gazetecileri toplayarak özetle “artık savaşı kazandıklarını, yarın trenle esir edilen 50.000 Yunan askerinin Selanik’e getirileceğini ve halkın istasyonda onları karşılamalarını” söyledi. Halk bu açıklama üzerine sevinerek 9 Kasım 1912’de bir zafer havasıyla istasyonda treni bekledi. Ancak gelenler esir değil, bizzat şehri işgal edecek olan Yunan askerleriydi. Şaka gibi gelen bu olaya tanık olan gazeteci Mehmet Zekeriya Sertel, hatıratında yaşadıklarını ayrıntılarıyla açıkladı. İşin ilginç yanı gelen Yunan askerlerinden bazılarının istasyondaki Müslüman halkın komşuları, okul arkadaşları veyahut dostları olmasıydı. Bu işgalin ardından İstanbul ve İzmir’e yani Anadolu’ya göç başladı.

Müslüman Türkler bu travmanın bir benzerini, 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi ardından İstanbul’un işgalinde yaşadı. Burada topyekûn bir katliama maruz kalınmadı. Ancak birlikte yaşadıkları komşuları ve arkadaşlarının ihanetini gördü. Bilahare İzmir’in 15 Mayıs 1919’da Yunanlılarca işgal edilmesi, milletin tekrar soykırıma ve ihanete uğramasına neden oldu. Bu esnada İzmir Valilik makamında Kambur İzzet Bey oturmaktaydı. 17.Kolordu Komutanı ise Ali Nadir Paşa idi.  Şehirde Osmanlı ordusunun bulunmasına rağmen Yunan güçlerine Osman Nevres (Hasan Tahsin) adlı bir gazetecinin kurşun atarak direnmesi ve şehit olması başka bir ironidir. Bu olay milletin Osmanlı Devleti’nden beklentisini sonlandırmış ve İstiklal Savaşına aktif katılımını sağlamıştır.

Sonuç olarak yakın tarihimizden araladığım küçük bir pencere bizlere göstermiştir ki, Müslüman Türkler, Balkanlarda ve Batı Anadolu’da bariz ve sistemli soykırıma tabii tutulmuştur. Devlet yöneticilerinin aymazlığı ve ihaneti ise tuzu ve biberi olmuştur. Bununla beraber milletin yaşadığı bu travmaları günümüz nesline aktarmasında ne derece başarılı olduğu ise ayrı bir tartışma konusudur. Sağlıcakla…         

muratkilichakikaten@hotmail.com

Bu haber 688 kez okunmuştur

Yorumlar
YORUM EKLE
Henüz yorum yapılmamış.