AnaSayfa > Murat KILIÇ > İHANETLERLE YAŞAMAK

İHANETLERLE YAŞAMAK

Elimde olmayan sebeplerle yazılarıma bir müddet ara vermek zorunda kaldığım için üzgün olduğumu belirtmeliyim. Umarım bundan sonra ara vermeden iki haftada bir bu sayfada yazılarımı okuyabilirsiniz…

28.Aralık.2016 Çarşamba 11:07
A A A

Evet! Yaşamak mı ihanet, yoksa ihanet mi yaşamak? Ya da diğer bir ifadeyle yaşamımız sadece ihanetler silsilesi mi? Sorular uzatılsa da yaşamımız boyunca etrafımız da gezinen en önemli belki de tek kavramın “İhanet” olduğu gerçeği değişmemektedir. Çocukken babanızın cebinden aşırdığınız küçük bozukluklar, arkadaşınıza söylediğiniz ufak tefek yalanlar, sevgilinize karşı sadakatsizlikler ve sıralayabileceğimiz daha niceleri, aslında bir ihanet değil miydi? Yazıyı okurken hatırladığınız ve onayladığınız gibi evet hepsi küçük, büyük bir ihanettir. Kişiler kendi yaşadıklarına göreceli olarak değerler yükleyerek her ihaneti küçükten büyüğe doğru sıralamaktadır. Bir kadın için eşinin aldatması büyük bir ihanet iken, çocuğun babasının arabasını izinsiz alarak hasarlı kaza yapması haylazlık olarak nitelendirilir. Ancak, herkesin hemfikir olduğu büyük ve affedilemeyecek tek bir ihanet vardır. O da sizin de bildiğiniz gibi “Halkına Karşı Yapılan” ihanettir.

            Bu halk, hiç de hak etmediği şekilde 15 Temmuz 2016 gecesi kendi içinden çıkanların silahlı ihanetiyle karşılaştı. Masum, gariban halkın dinini öğretsin diye emanet ettiği çocukların hoca, cemaat, şeyh, şıh vb. zevat tarafından zehirlenerek halkına karşı düşmanın bile yapmayacağı şekilde saldırmasına tanık olduk. Yukarıda bahsettiğim gibi kişiye özgü olmayan topluma ait olan ihanet budur ve asla affedilemez. Mümkün değildir. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Ardından devam eden süreci ise hepimiz yaşadık ve yaşıyoruz.       

Yaşadığımız bu ihanette suçlu bellidir. Silahlı olarak halkına saldıranlar hukukun evrensel ilkeleri ışığında yapılan adil yargılama sonucu ortaya çıkarılarak asla affedilmeyecek şekilde cezalandırılmalıdır. Ancak, kimseye hak ettiğinden fazla değer vermeye gerek olmadığını düşünüyorum. Bu yüzden idama karşı olduğumu belirtmeliyim. Darbe teşebbüsünün ardından yaşanan cadı avını ise kesinlikle onaylamam mümkün değildir. Hukukun olmadığı yerde kaos, kaosun olduğu yerde ise zulüm, terör olduğuna inanırım. Yaşadıklarım bana bunu öğretmiştir. Bu yüzden masum ile suçlu ayrımını yapacak olan hukukun herkese lazım olduğunu unutmamak gerekir.

            Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve en küçük ferdine kadar İstiklal Savaşına katılanlar, Pkk ve suçla mücadelede edenler ile 15 Temmuz darbe girişimine canını siper edenlerden; gazilerimizi saygıyla anıyorum, şehitlerimize ve gazilerimizden hayatta bulunmayanlara ise Allah’tan rahmet diliyorum. Işıklar içinde uyusunlar. Peygamber efendimize komşu olsunlar. Askerimiz, Jandarmamız ve Polisimiz gücünü ve adaletini İmam Ali (Hz.) kılıcı, Zülfikar’ından alsın. Son söz olarak tüm dünya bilmelidir ki, “Sessiz Atın Çiftesi Pek Olur”.                      

Bu haber 530 kez okunmuştur

Yorumlar
YORUM EKLE
Henüz yorum yapılmamış.